Muğla’da kızılçam ormanlarının ortasında kurulması planlanan çimento fabrikasına ilişkin davada 3’üncü kez verilen ÇED olumlu kararına karşı açılan süreçte bilirkişi incelemesi başladı. Bölgede toplanan köylüler projeye tepki göstererek alanı terk etmedi.
MUHALİF BELEDİYELERE YENİ KUMPAS MODASI! | Murat Ağırel anlatıyor... https://t.co/med6TZJAqf
— Onlar (@tvOnlar) June 23, 2026
Menteşe’nin Bayır Mahallesi ile Yatağan’ın Deştin Mahallesi arasındaki ormanlık alanda planlanan Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait entegre çimento fabrikası projesi uzun süredir çevresel etkileri nedeniyle tartışılıyor.
Bölge halkı, orman ekosistemine ve tarım alanlarına zarar vereceği gerekçesiyle projeye karşı çıkarak çeşitli davalar açtı. Daha önce ÇED raporunun iptal edilmesi ve imar planlarının durdurulmasına rağmen süreç farklı kararlarla yeniden gündeme geldi.
17 Haziran 2026 itibarıyla 9 kişilik bilirkişi heyeti sahada incelemelerine başlarken, köylüler “Deştin Çayı özgür akacak, zafer direnen köylünün olacak” ve “çimentocu şirket Muğla’yı terk et” sloganlarıyla tepki gösterdi.
MURAT AĞIREL: DOĞAL KATLİAMI YAPMAK İÇİN HUKUK ADI ALTINDA BİR MÜCADELE
Gazeteci Murat Ağırel, Onlar TV YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede çimento fabrikası sürecine ilişkin görüşlerini paylaştı. Gazeteci Ağırel açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yine bir doğal katliamı yapmak için hukuk adı altında bir mücadeleye sahne olduk. Muğla'da, Menteşe'de yapılmak istenilen bir çimento fabrikası var.”
“Eğer belediyede yapmak istediğin bir şey yaptıramazsan bizim husumetimiz var veyahut da işte bu şişedeki gökdeleni diken müteahhit gibi bende rüşvet istedi verdiği bağışı rüşvet olarak söyleyip sonrasında rüşvet istendi. Şöyle olmak istedi. Böyle yapmak istedi. Rantım engel oldu falan diye şikayet ettiğin zaman abi belediye başkanının artık savunması yok.”
“Eskiden İçişleri Bakanlığı veya Valilik bununla ilgili soruşturmaya gerek var mı yok mu diye bakardı, incelerdi, soruşturma izni vermezdi. İçişleri Bakanlığı soruşturma izni alsa da bakardı mülkiye müfettişlerini gönderirdi falan filan diye giderdi işler. Tamam mı? Şimdi nasıl olacak? AKP'li değilsen eğer sen orada iki tane ifadeye bakıyor. İki ifadeyle tak tak tak tak iç çeneler oluyor. Bak şimdi mevzu neyi biliyor musun? O kadar çok uzun süreci var ki.”
“O fabrika burayı şey yapacak, 5 tane de bununla ilgili ayrı çıkarma alanı olacak. Oralarda kapalı orman alanı diye geçiyor ama gördünüz fotoğrafları. Üst ölçekli çevre düzeni planı ilkelerine aykırı oldu. Hamadde ocaklarının orman alanlarıyla ilgili sakıncalar taşıdığı gerekçesiyle meclise sunuluyor. Ve bununla ilgili 1 bölü 5000 plan iptal ediliyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin. İşte 42 kabul 14 red veriliyor. Sonrasında karar askıya çıkarılıyor. 1 tane red geliyor.”
“Sonrasında bir tekrar dava açıyorlar. Planların iptaliyle ilgili. Sonrasında büyükşehir iptallerini onaylıyor. Sonra abi firma durmuyor, 3. ÇED raporuna başvuruyor. 3. ÇED raporuna da yine olumlu karar veriliyor. Çevre Şehircilik Bakanı tarafından. Bak, ikisine olumlu verildi, iptal edildi. İptaller kesinleşti. Firma bu sefer 3. ÇED raporuna başvuruyor. Ona da onay alıyor.”
“Ya biz her şeyi nöbet tutuyoruz artık farkında mısın? Ağaçlar kesilmesin diye nöbet tutuyoruz. Ağaçlar kesilmesin diye gidip de ağacın önünde nöbet tutan ülke vardır başka. Yapmaz çünkü hiçbir ülke” ifadelerini kullandı.